3 MAYIS

Bugün, 3 Mayıs 2021. Bundan tam 77 yıl önce; Hüseyin Nihal ATSIZ öncülüğündeki Türkçü fikirlerin kılıcının keskinliği bir kez daha göz önüne serildi. “Birkaç ırkçının sözlerine mi kaldı bu ülke?”; ”Türkçü olmak kafatasçılıktır.”; “İnsanları ayrıştırıyorlar! Bölücü bunlar!!” diyerek yaygara koparanların aslında ne kadar da haksız olduklarını, bu düşüncelerin asılsız iddaaların çok ötesinde ve farklı bir konumda bulunduğunu; bir milletin evlatlarının Türk’e dair her şeyi koruma iç güdüsünde olduklarını açıkça görüyoruz. Atsızlar Türk tarihi, şuuru, bekası, örfü, adeti, geleneği dedikçe onlar rahatsız oldu. Milleti ve yurdu belli olmayanların tehdidi ise ancak onlara komik gelebilirdi. Bu insanları bir geçimlik tabutluklar, ışık almayan hücreler, karanlık kör kuytular korkutamazdı: Fikirleri tabutları kıracak, hücreleri aydınlatacak, kuytulara güneş gibi doğacaktı.

3 Mayıs Türkçülüğün fikirden fiiliyata geçişidir, bir uyanıştır, bir serzeniştir, bir adımdır. 3 Mayıs’a korkuyla bakanların amaçları ve gayeleri sapmıştır. Altında sürekli bir art niyet aramaktadırlar. Fakat Türk’ün olduğu hiçbir yerde art niyet olamaz. Türk: mazlumun gülen yüzüdür, Türk: mutluluktur, Türk: önde olandır, Türk: ileri bakmaktır. Bunların hangileri onlara rahatsızlık vermektedir bilinmez ama unutulmamalıdır ki Türkçülük hiçbir zaman kuru bir renk ayrımına dayanan fikir olmamıştır.

Mete’nin gücünü, Kürşad’ın özgürlüğünü, Tonyukuk’un bilgeliğini, Attila’nın zekasını, Fatih’in parlaklığını, Atatürk’ün fikirlerini benimsemiş insanlara hangi çılgın zincir vurabilir? Milattan önce 7. Yüzyılda Kömen Dağlarından aldığımız bu alevi aklımızın eriştiği her bölgeye; bilim, ilim ışığında aktarmaya geçmişte atalarımızdan aldığımız ilhamla ve ilk günkü tutkuyla aktarmaya devam edeceğiz. Ziya Gökalp’in de dediği gibi: “Vatan ne Türkiyedir Türklere, ne Türkistan vatan, vatan büyük ve müebbet bir ülkedir Türklere: Turan”